Çoktan kaybedilmiş maarif davamız

Dikkat ettiniz mi, “muallim” ve “talebe” kelimelerine uydurukça karşılıklarını bulanlar, gülünç vaziyete düşmemek için olsa gerek, uydurukça kelimeleri “imâl” ederken farklı kurallar ihdas etmek mecburiyetinde kalmışlar. Zira aynı kurala göre kelime üretmekten imtina etmeselerdi, şimdi kullandığımız “öğretmen-öğrenci” ikilisi yerine “öğretmen-öğrenmen” yahut “öğretci–öğrenci” ikililerinden birini kullanıyor olacaktık. Bence böyle olmaması çok yazık! Çünkü bu “sözcükler” çoktan kaybedilmiş maarif davamızın baş aktörlerinin sahne isimleri olmaya çok daha müsaittirler.

Öğretmenlere kız(a)mıyorum. Karın tokluğuna ağanın düşmanlarını tepeleyen cahil marabalar gibiler öğretmenler. Bu vaziyette marabaya kızmaktansa ağayı muhatap almak elbette daha makuldür. Benim kızdığım, vaziyetin vahametinden haberdar olanların, bu mide kaldıran endoktrinasyon faaliyetinin şuursuz aktörlerini takdis etmekten hiç geri durmamaları. Türkiye bugün dibe vurduysa, buna bilmeden en büyük katkıyı sağlayanlar cahil öğretmenler güruhudur. Bugün lisede (yani sekiz koca sene boyunca öğretmenlere teslim edildikten sonra) hala okuyup yazamayan çocuklar varsa (ki var), üniversite sınavına girerken hala dört işlemde sıkıntılar çeken gençler varsa (ki var), liseyi bitirdiği halde Tolstoy’un adını hayatta duymamış, bir tane klasik eserin kapağını kaldırmamış yüz binler varsa (ki var), bu ülkede ne eğitim sistemi ne de onun hiçbir alt elemanı övgüyü hak etmiyor demektir.

İşin acı tarafı, öğretmenleri yetiştiren, pedagoji ilmini ilerletmek iddiasında bulunan kurumlardan, yani eğitim fakültelerinden hiçbir ışık, hiçbir parıltı, hiçbir ümit gelmemesidir. Akademik seminerler birer gezinti bahanesi, üniversitedeki iş ekmek kapısı, ikinci öğretim ve pedagojik formasyon kursları ek gelir fırsatı, akademik makaleler lüzumsuz ama terfi için mecburî sıkıntılardır. Eğitimci profesörler eğitimden anlamaz. Bir sınıfa koysanız ders anlatamaz. Batıdan ithal ettikleri ve derslerinde anlata anlata bitiremedikleri bir takım fikirler, uygulanması imkansız hayaller, ütopyalardır onlar için.

Gelin görün şeytanın gör dediğini: Birçok modern devlette eğitim, iktidarı meşru ya da gayri meşru bir biçimde elinde tutan güçlerce, beyin yıkama, efendisinden başkasının sözünü anlamak kabiliyetinden mahrum “mankurtlar” ya da “sadık kullar” yetiştirmek amacıyla kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Sistem, kendini, bütün güç dengelerini muhafaza ederek yeniden üretmek için sadık vatandaşlara muhtaçtır. Öğretmenler sisteme bunu sağladıkları için senede bir kez takdis edilirler. İşin özeti budur.

Peki ben bu yazıyı neden yazdım? Çünkü artık kimsenin kurtaramayacağı eğitim sistemimiz ve o sistemin cahil aktörleri takdis edilsin istemiyorum. Çünkü artık insanların, inkılap niteliğinde adımlar atılmazsa, kangren olmuş organlar kesilmezse neler olacağını fark etmesini istiyorum. Çünkü burada dehşet verici bir yara var ve insanlar artık bunu görsün istiyorum.

Salih Cenap
24 Kasım 2002 – 14:52:05
Seckbach

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s