Ey Zorba!

Ben benim ve sen de sen! Benim kadar insansın. O zaman seni bana üstün yapan nedir?

 

Hemen başta tespit edelim: Kanun, kendini meşrulaştırmak için uydurduğun yalan, uçurduğun koskoca bir balon. Hiçbir zaman âdil olmadın. Aslında âdil olmayı hedeflemiş olduğun da koskoca bir yalan. Hep zorbalık tahtında oturdun. Hep güç üstüne oynadın oyunlarını. Benden aldığını söylediğin gücü bana karşı kullandın. İktidârını, bana faydası dokunacak şekilde kullanmaya mecbur kaldığın zamanları yitirilmiş zamanlar, bana harcadığın paraları boşa gitmiş saydın.

 

Bir simülasyonlar ülkesi kurdun gözümü boyamak için. Baştan aşağı yalandan mamûl müesseseler tesis ettin. Bakanlıkların, Orwell’in 1984’ündeki bakanlıkları gibiydi: Barış bakanlığı savaş üretirdi, adâlet bakanlığı adâletsizlik.

 

Aslında adâletin kadar uydurmaydı üniversitelerin, hastanelerin, okulların. Okulların terbiye etmiyormuş, diplomalı câhiller yetiştiriyormuş, üniversiteler bilim üretemiyormuş,  hastaneler şifâ yerine hastalık saçıyormuş ne gâm! Nasılsa ben kolayca iknâ oluveriyordum senin ve kurumlarının meşrûiyetine.

 

Zorbalığı müesseseleştirdin, bir meslek haline getirdin. İnsanlara ne iş yaptıkları sorulduğunda “zorbalık” demeye başladılar. Baştan aşağı yalan olan adâletinin yerini orman kânunları almaya başladı. Ama sen bunu zâten bilerek yaptın. Nasıl olsa biliyordun ki ormandaki hayvanlar orman kanunun kurallarına uyar ama bunun orman kanunu olduğunu bilmezler.

 

Beni tanımıyordun, benden değildin. Ya da mankurtça bendendin. Ben senin hafızanda silik bir ninni bile değildim. Başka türlü nasıl göz yaşımı akıtırken için sızlamayabilirdi? Başka türlü nasıl acıyla kıvrandığımı göre göre, beni cenderesinde pestil ettiğin, kerâmetleri kendilerinden menkûl kanunlarından söz edebilirdin? Başka türlü nasıl bana ettiğin bin bir türlü zulmün iğrenç kokusu henüz parmaklarında iken rahatça uyuyabilirdin?

 

Bir de sana umutsuzca bağlanmış, zağarların vardı dört bir yanında. İstediğin zaman tekmelediğin, istediğin zaman boğazıma saldığın. Parçalanmış soluk borumu, kanlı dişlerinde neşeyle getirirdiler sana. Sen o zaman okşardın başlarını.

Onlar da  mutlu olurdular. Hatta bazen birini baş zağar yapardın. Ve bâzen sen bile hayret ederdin bu köpeklerin tabiatına.

 

Hiç doğrudan karşılaşamadık seninle. Hep üzerime saldığın ahmak dostlarımla mücâdele etmek zorunda kaldım. Bir gün er meydanında seninle karşılaşmak ve seni alt etmek hayâllerimi süsler oldu. Ama sen, benim kanım, terim ve gözyaşım üzerine inşa ettiğin kuleden hiç inmedin.

 

İşte ilk defa sarsıldı kasvetli kulen. Sıradan bir deprem sarstı seni. Sonsuz gibi görünen iktidârının temellerinden gelen çatırtılarla afalladın. İlk defa yüzünde endişeler gezindi. Küllenmeye yüz tutmuş ümitlerim canlanır gibi oldu. Ama kendini henüz toparlayamadan sen, karanlık ve kasvetli perdeni yeniden üstüme indirmeye kalktın. Bütün sahteliklerin, bütün yalanların ortaya böylesine dökülmüşken, adın, efendilik yaptığın insanların şuurlarında nefretle karışık bir tiksinti yaratıyorken, sensiz bir hayat tasavvur edenlerin sayısı hızla artmaya başlamışken ve sana ümitsizce bağlı zağarlarının bile kafası karışmışken, efendilik taslamaya devam ettin. Geçirdiğin sarsıntının verdiği şaşkınlıkla hatalar yaptın ve yapmaya devam ediyorsun. Dönülmez bir yola girdiğinin sen de farkındasın benim kadar.

 

Bundan sonra tarihin sana vereceği bir tek iş kaldı. İktidârının kulesinin her bir kolonu, her bir kirişi ayrı ayrı parçalanıp yıkılırken, sağa sola koşuşacak, haykıracak, kölelerini tekmeleyeceksin. Hiçbir zaman olmadığın kadar vahşileşeceksin. Akla hayâle gelmeyen zulümler icat edecek, iktidârını kaybetmemek için her yola başvuracaksın. Ama çabaların bir fayda vermeyecek. Er ya da geç, kendi kulenin enkazı altında son nefesini vereceksin. Bana düşen ise senden ve senin zulmünden boşalacak yere, yeni bir zorbanın, yeni zorbalıkların gelip oturmasına engel olmak için çalışmak olacak.

 

16.Eylül.1999

01:11:03

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s