Üç Ankara – 2

2000’lı yılların Ankara’sını hangi medeniyet algısı, hangi şehir hayatı kavrayışı, hangi şehir planlama yönelişi şekillendirmektedir?

Muhtemelen gelecek nesiller bu suallere, bizden daha sarih ve doğru cevaplar verecektir. İçinde yaşadığımız şehre bugün baktığımızda, herşeyden önce sınırları belli, doğru dürüst bir zihnî altyapı üzerine inşa edilmiş “sağlam” bir şehir felsefesi bulmakta zorlanıyoruz.

Mesela bir asırdır batılılaşma fikri ile beraber, “biz anadolu köylülerinin” kafasına adeta çakılan, şehir planlamasında geometrik düzen-intizam fikrini, içselleştirmek bir tarafa, bu fikirle savaşma noktasında olduğumuzu tespit etmek güç değil.

Bu fikirle savaşmanın hiç de yanlış bir tarafı yok! Batının kültürel hegomonyasına bir yerde sistematik bir aksül amel olması, bir alternatif arayışı, “tek doğru batının doğrusu değildir” çıkışı ne güzel, ne âlâ olurdu! Ama müşahede ettiğimiz tablo bir karşı çıkış, bir meydan okuma olmaktan pek uzak maalesef.

Görebildiğimiz, iddiasız,  tarihsiz, medeniyetsiz, sistemsiz bir yuvarlanıp gitme hâli sadece…

Şuursuzca bir sürüklenme hâli…

Hızla gelişen, genişleyen şehrin, hummalı bir inşaat faaliyeti çerçevesinde devasa şantiyelere dönüşmüş yeni yerleşim yerlerini şöyle bir gezin. Gördükleriniz, sanki insanlar bir başlangıç çizgisi ardında toplanmış da, kendilerine “koş” denildiğinde herbiri boş arazide bulduğu ilk yeri çevirip kafasına –ve parasına- göre bir bina inşaatına girişmiş gibi bir his uyandıracaktır. Aynı mahallede hatta aynı caddede herbiri başka tarafa bakan binalar arasında gökdelen misali kırk elli katlı binalarla, beş katlı apartmanları yan yana göreceksiniz.

Adeta insanlar yerine binaların yalın kılıç karşıkarşıya geldikleri bir ortaçağ harbinden bir enstantane!

Yahut meçhûl bir harbin, henüz dumanı tüten enkazı..

Sadece binalarımızın hali mi perişan? Yollarımıza ne demeli?..

Herşeyin sıfırdan yapıldığı, mahallelerin daha yeni yeni kurulduğu bölgeleri tasarlayanlar, kendilerini sanki yüzlerce sene önce, ne trafik, ne yol, ne park derdinin olmadığı devirlerde kurulmuş şehirlerde yaşıyormuş gibi hissediyor olacaklar ki yolların genişliği, trafik ve park yeri meselelerini kafalarını pek de takmamış gibi görünüyorlar.

Western filmlerde klişedir, kovboylar atlarını barın önünde bir yere bağlayıp içeri girerler ama evlerine gittiklerinde atlarının korunması ve rahat etmesi için ahırları vardır. Bugünün “modern” Ankara’sını inşa edenlerin aklına nedense, akşam işten dönen insanların modern atlar diye tavsif edilebilecek arabalarını koyacakları park yerlerini planlamak bir türlü gelmemektedir. Daha çok ikinci Ankara’nın semtleri sayılabilecek Bahçelievler, Kurtuluş, Demetevler ya da Keçiören’de özellikle akşam vakitleri yollar yol olmaktan çok park yerlerine dönüşmekte şehrin damarları tıkanmakta, kalp atışları yavaşlamaktadır. Bu böyleyken üçüncü Ankara’nın mimarları, karşılarındaki vahim tablodan bir türlü ders çıkaramamaktadırlar. Sincan, Etimesgut, Serhat gibi ‘yeni’ yerleşim bölgeleri de eskilerin kaderini paylaşmaktadırlar.

Askerlere “açık arazide yön bulma” konusu anlatılırken, teorik olarak müslüman mezarlarına bakarak yön bulunabileceği, zira müslüman mezarlarının kıbleye –yani aşağı yukarı güneye- doğru kazıldığı anlatılır. Bugün müslüman mezarlıklarını ziyaret edenler, birbirine doksan derece açıyla yerleşmiş mezarları görünce bu teorik bilginin pratikte artık bir işe yaramayacağını teslim ederler.

Canımızı acıtsa da söylememiz lazım: Maalesef üçüncü Ankara, yani ikibinli yılların Ankara’sı da bahse konu mezarlıklarımız gibi “kıblesini kaybetmiş” vaziyette.

Medeniyeti küllerinden yeniden yükseltmek, düştüğümüz yerden kalkmak iddiasını dillendiren insanların yönettiği şehri böyle mi olmalıydı?..

Twitter: @salihcenap

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s