Ensar ve Muhacir’in Bayramı

Ensar ve Muhacir’in Bayramı

EnsarVeMuhacirinBayramı

Sabah vakti kapısı penceresi olmayan metruk bir evde ya da bir çadırda soğuk taşlar üzerinde soğuktan titreyerek uyanıp etrafına baktığında, artık başını sokacak bir evi olmamasının değil, henüz kaybettiği bir babanın, kardeşin, eşin yokluğunun müthiş ızdırabı yüreğine damlayan insanların bayramı…

Yarın ne olacağına dair hiçbir fikri olmayan, planları, hedefleri, ümitleri bir sonraki gün hayatta kalma ve bugün yiyecek bir şeyler bulabilme seviyesine inmiş, artık en fiyakalı oyuncakları garip şekilli taşlar olan minik yavruların bayramı…

Ne uğruna savaştığını tam bilmese de artık her sabah yakıcı bir öldürme iştihası ve -dile getirmese de- bir an önce öldürülüp çektiği derin acılardan kurtulmak arzusuyla gözlerini açan, çok incitildiği için mümkün olduğunca çok incitmeyi kafasına koymuş eli silahlı yetimlerin, öksüzlerin bayramı…

Kendisini unutup eteğindeki masum yavruların kucağında hastalıktan, yorgunluktan, soğuktan ölmemesi için çaresizce çırpınan annelerin, çok uzaklarda çok konforlu hayatlar süren zalimlerin, sırf kendi hayatları biraz daha ucuz olsun diye canlı canlı ateşe attığı kadınların bayramı…

Kaçıp sığındığı yabancı ülkede, çocuklarının her gün ümitsizce üzerine çevirdiği, parıltısı gün be gün zayıflayan bakışların ağırlığı altında ezilmemek uğruna, para kazanmak için kendini yollara vuran çaresiz babaların, dilenmemek için hak ettiği ücretin yarısına, dörtte birine, onda birine, üstelik horlana horlana çalışmaya razı “erkeklerin” bayramı…

Ve…

Evinin sıcaklığından bayram namazına giderken, güz sabahının titreten serinliğinde boyun büküp, el açmış mültecilere nefret dolu nazarlarla bakıp, gözlerini deviren, yanındaki diğer “Müslümanlarla” birlikte, “bunlar da nereden çıktı” diye homurdaşan “Müslümanların” bayramı…

Bayram tatilini hangi ülkelerde geçireceğini, hangi eğlence programlarına iştirak edebileceğini, hangi otellerde hangi süslü kıyafetlerle arz-ı endam edeceğini, hangi lüks lokantalarda yemek yiyeceğini planlamakla meşgul ensarın(!) bayramı…

Çocuklarını Özbek, Türkmen, Gürcü bakıcılara bırakıp, kendileri gibi tesettür giyim kataloglarından fırlayıp çıkmış gibi duran “süslümanlarla” şehir turları, “brunch”lar, “event”ler düzenleyen, dünyadan ve hemen yanı başlarında çekilen derin acılardan bihaber neşeli “süslümanların” bayramı…

Hepimizin bayramı mübarek olsun.